Mehmet Coşkundeniz-Sen aşkı değil acıyı seviyorsun



Yaşadığın aşk büyüktü biliyorum, şimdi de aynı oranda üzülüyorsun.
Acın dağları yıkıyor, içini parçalıyor, seni bir duvardan bir duvara çarpıyor, hepsinin farkındayım.
Sanki seni bir daha hiç kimse sevmeyecek, sen de bir daha kimseye aşık olamayacakmışsın gibi hissediyorsun, biliyorum.
Kimse sana dokunmasın, kimse seni acını yaşamaktan alıkoymasın istiyorsun, haklısın da…
Onu düşünerek, onu anlatarak, ondan kalan hatıralara bakarak, onunla dinlediğin şarkıları dinleyerek, onunla gittiğin yerlere giderek geçirmek istiyorsun zamanını, anlıyorum.
Yaşam her yerde devam ederken, senin için hayat durmuş, hatta bitmiş sanıyorsun, hatta hayattan vazgeçmek istiyorsun, görüyorum.
Evet, tüm bunları hissetmelisin, yaşamalısın. Çünkü yaşamadan bitmez aşk acısı.
Ertelemeye falan da kalkma. Ağla, sürün, kendini yerlere at, arkadaşlarına dert yan, arkasından küfür et, kendine küfür et, başkalarını suçla, onu suçla…
Ama sonra bitir…
Bitirmeyip bu acıyı sürekli tazeleyerek yaşarsan o zaman başka bir şey oluyor işte.
Sen acıyı sevmeye başlıyorsun, acının bağımlısı olmaya başlıyorsun. Oysa acıdan kurtulmanın yolu kendirle yüzleşmekten geçiyor.
Kendini yargılamaktan kaçmamalısın. Kaçmak çözüm değil ki?
Sen bu yüzleşmeden kaçtıkça yeni acılar biriktiriyorsun, ruhuna işkence ediyorsun. Acı içine işliyor giderek, vücudunun bir parçası oluyor. Sadece vücudunun mu?
Ruhun da artık kendini sadece acıyla ifade etmeye başlıyor. Sevgiye küsüyorsun, aşka küsüyorsun, sadece acınla yalnız kalmak, acınla yaşamak istiyorsun.
Acı çekmektense acının kendisi olmak daha kolay sanıyorsun. “Acının safında olduğum sürece, acı ben olduğum sürece, acıların tiryakisi olduğum sürece hiç kimse ve hiçbir şey acı veremez” diyerek kendinizi kandırıyorsun.
O zaman senin için geliyor, Orhan Gencebay’dan “Ben zaten her acının tiryakisi olmuşum…” şarkısı… Dinle bu şarkıyı; bin kez dinle, tekrar tekrar dinle… “Bir teselli ver” diyor ya şarkı, üstelik bu teselliyi sana o acıyı yaşatan sevgiliden istiyor ya…
Sen kanma buna olur mu kanma…
İlle bir acı çekeceksen kendinle yüzleşerek çek. Evet bu da can acıtır ama son kez acıtır.
Bu yüzleşme sayesinde kurtulursun ikiyüzlülüğünden, yalanlarından, dolaplarından…
Hiç mi hatan yoktu söylesene, sütten çıkmış ak kaşık mıydın sen bu ilişkide…
Geç bunları artık, aşkın karşısına çık çırılçıplak.
Bırak aşkın, koşulsuz, önyargısız, maskesiz, yalansız çıplaklığı sarsın ruhunu…

Bu şiirimiz de ilginizi çekebilir  Ben gidemem senden




Bu şiirlerde ilginizi çekebilir

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Popüler şiirler